Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam
Felsefesi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filiz, islam dininde
başörtüsünün yeri olmadığını ve Kuran'da da başörtüsünün farz olduğuna
dair herhangi bir ayetin bulunmadığını ileri sürdü. Doç. Dr. Filiz,
başörtüsünün Yahudilikte bir gelenek olduğuna dikkat çekerek, Yahudi
geleneğinin İslamı etkilediğini iddia etti.
Doç. Dr. Filiz, başörtüsünün İslam dininin bir emri olmadığını
savunarak, bu konuda şu görüşleri ileri sürdü:
“Dini temeller bakımından başörtüsü, kesinlikle dinin bir emri, ya da
farz ibadeti değildir. İnançla da ilgili uygulanan bir ibadet olmadığı
halde, sanki dini bir emirmiş ve farzmış gibi yansıtılıyor. Başörtüsü
takılmadığı takdirde de, dini yönden büyük cezaları varmış gibi hareket
ediliyor.
Burada, siyasi ve sosyal anlamda çözüme ilişkin kamusal bir dinsellik
yaratılmıştır. Normalde başörütüsü ile ilgili olduğu belirtilen
ayetlerde Nur Suresi 30,31, 33. Ahzab Suresinin 59'uncu ayetlerinde,
sadece bir tanesinin başötüsü ile ilgili olduğu iddia ediliyor. O da
Arapların, İslam öncesinde başlarına taktıkları örtünün çeki düzeni ile
ilgili bir ayettir. Daha önce Arap kadınlarının göğüsleri ve pek çok
bölgeleri açıktı.
Hatta Kabe'yi bile çıplak tavaf ederlerdi. Çıplak tavaf etmenin bir
fazilet olduğunu düşünürlerdi. Örtünme ayetleri, gerek kadının, gerekse
erkeğin her ikisine birden geçerlidir. Temel, kaba avret yerlerinin
açık olmasından dolayı toplum içinde hoş karşılanmayan kaba avret
yerlerinin (ön ve arkalarını) ve kadınların göğüslerinin örtülmesine
yönelik emirlerdir.
Ama son dönemlerde başörtüsü siyasallaştığı için, kamusal bir dinsellik
yaratıldığından dolayı, insanın temel örtünmesine ilişkin ayetleri,
tamamen başörtüsü simgesinde toplamışlar ve bunun bir farz ve emir
olduğu söylenmiştir. ‘Başörtüsüne özgürlük ve kadına özgürlük', tamamen
siyasi ve sosyolojik bir hadisedir. Başörtüsünün farz olduğunu kimse
iddia edemez.”
‘KURAN'DA BAŞÖRTÜSÜ DEĞİL, HIMAR GEÇİYOR'
Kuran da başörtüsü ifadesinin yer almadığını savunan Doç. Dr.
Filiz, “Kuran-ı Kerim'de sadce ‘Hımar' kelimesi giçiyor. ‘Hımar'
kelimesi, normal bir örtüyü ifade etmektedir. Başörtüsünü değil. Giysi
sıkıntısının çekildiği, hatta çıplak ibadet edildiği dönemde, Kuran'ı
Kerim'in söylediği şuydu: ‘Nasıl Hz. Adem ile Havva'nın cennet
açıldığında ön ve arkaları açılınca, doğal olarak, kendi yaratılışları
icabı örtündülerse, siz de öyle örtünün' demektedir. Yoksa başınızı,
saçınızı örtün, örtmediğiniz takdirde yaptığınız haramdır anlamına
gelmez.” dedi.
‘KADININ İNSAN OLDUĞUNU HAZMEDEMEDİK'
Doç. Dr. Filiz, “Başörtüsü söyleminin arkasında yatan unsur; İslamın,
insana ve kadına vermiş olduğu hak ve şeref payesini, henüz islam
toplumu içine sindirebilmiş değildir.
Kadını, insan diye görmeyen kültürden gelen müslümanlar, henüz daha
islamın, kadını insan olarak görmesi emrini hazmetmiş değiller. Hala
daha akademik seviyede bile cariyeler ve hür kadınlar şeklinde ayrımlar
vardır. Hatta, deniyor ki, “Hür kadınlar örtünür de, cariyeler
örtünmez.' Peki kim bu cariyeler, denince. Buna cevap yok. Burada
başörtüsünün, belirli sınıfa ait hür kadınların, bir simgesi olarak
gösterilmesi ve başını açanların ise kadın bile sayılmadığı
söylemleriyle karşılaşıyoruz.” dedi.
Başörtüsünün Yahudi geleneği olduğunu
da anlatan Doç. Dr. Filiz, Tevrat ve Talmud'da başörtüsü ile ilgili
ayetlerin bulunduğunu belirterek şunları söyledi:
“Yahudi geleneğini inceledim. Yahudilerde, ‘Başörtüsüz kadınlar
iffetsizdir, namussuzdur. İffet ve namusun korunmasının ölçüsü baş
örtüsüdür.
Baş çirkindir, örtülmesi gerekir. Başörtüsüz hiçbir kadın dışarı
çıkmamalıdır' denilmektedir. Yahudi geleneği direkt olarak islamı
etkilemiştir. Yoksa islamda başörtüsü kesinlikle söz konusu değildir.
İslamda, oruç tutmadığınızda, tutmadığınız oruçu ya sonradan tutarak
telafi edersiniz, ya da parasını ödersiniz.
Başörtüsü, örtemeyenler ile ilgili kesin bir ceza yoktur. 76 tane temel
farzdan bahsedilmektedir. Bu 76 farzda kesinlikle başörtüsü
geçmemektedir. Kesin bir dini emir diyeceksiniz ve yapmayan hakkında da
bunun bir cezası yok diyeceksiniz. Allah ile kul arasında diyeceksiniz.
Allah ile kul arasında ise, kamusal alana dinsellik taşınmak isteniyor.
Dinsel kanıtlarda dil oyunu yapılıyor.”
İsmail AKKAYA/KONYA, (DHA)
Hürriyet,
28 Haziran 2006