Yasakların imha edemediği örtü
Sibel Eraslan
Vakit Gazetesi, 03/11/2006


"Rida" başlığı altında, örtünün aşamalı olarak; ilkin açık olanı kapattığını, ardından da kapalı olanı takdim ettiğini söyler Muhyiddin Arabi. Çelişki gibi gelir bu iş insana; açığı örten, örttükten sonra da açığa çıkaran bir simya gibidir örtü’lemek işi.

Cenabı Hakk’ın 99 güzel ismi içinden benim kendime en çok tuttuğum ve talep ettiğim isimlerinden biridir: Settar. Örten, gizleyen, kollayan, sırlayan, sırra yatıran. Bu ismi düşünürken büyük bir Rahmet Battaniyesi düşlerim içimden. Sanki göklerden üzerime düşecek ve bütün ayıplarımı, kusurlarımı, küçük ve çapsız işlerimi, günahlarımı örtüverecek bir Rahmet Yaygısı umut ederim. Sırrımı, içimdeki med-cezirleri, yapıldığım toprağın huyunu, suyunu, rengini bilen bir Örtü ile kapanmak, kapanacağımı ve örtüleceğimi düşünmek, yeryüzündeki beni yatıştırır… Settar’a sığınmadan önce, her seferinde, büyük bir ortaya çıkmışlık, ortada kalmışlık, elbisesizlik ve pişmanlık, kaçacak delik aramaca hallerinde bulurum kendimi. Dünyanın bütün çocukları evlerine, bütün çiftçileri köylerine, bütün fareleri deliklerine kaçmıştır da, bir ben kalakalmışımdır günahlarıyla ortada bir başına… İşte böyle vakitlerde canım yanarak talep ederim Örtü’yü. Ya Settar, ne olur beni de ört, kuşat, kolla, mukayyet ol ne olur


Meş’um bir kelime: KAFİR. O da örtücüdür: Hakikati örten demek! Aynı derecede feci bir trajedi; çünkü büyük bir imkansızlık var bu işde, hakikat nasıl örtülebilir ki? Onu solduracak, onu imha edecek güç kimin elinde? Öyleyse nedir yaşadıklarımız? Hakikat imha edilemeyeceğine göre, nefsimizde oturup duran o despot kafir ne yapabilir? En fazla, yasaklayabilir, üstünü örtmeye, ötelemeye çalışır, ama asla yok edemez! Demek ki küfür, kendini asla tamamlayamayacak bir ümitsizliğe, daha en başından mahkumdur. Dünya, dönmeye devam edecektir, yargıçlar dünya dönmüyor dese hatta, dönüyor diyenleri idamla yargılasa dahi, hakikat kendi gerçekliğini devam ettirecektir… Hiçbir ört bas edici Allah’ı ve ayetlerini yok edemez...

Mü’min kadınların giyindiği "Başörtüsü"nü hiçbir zaman bir bez parçasından ibaret olarak görmedim. Siz de görmeyiniz. Kadına, Rahmet Örtüsü’nün ve Settar isminin pırıltılı bir işareti olarak "örtünme"yi hediye eden Rabbimize binlerce kere teşekkür ederiz. Bizim bu küçük, arızalı ve eksik hallerimize rağmen, kulluk sırrının imzasını taşımayı bize yazmış Yaradan. Yani dışarıdan baktığında bir bez parçası gibi görürsen, esası görememiş, fark edememiş olursun. Ah, gözlerimiz, bizim küçük ve kısa gözlerimiz… Allah kulluğu dağlara taşlara vermiş de paramparça olmuşlar kulluğun ağır yükünden. Başımızda taşıdığımız örtülerimiz, Ahzap ve Nur surelerinden ilham almıştır, biz layık olmasak da bu böyledir, vesselam…


"Settar" Allah Teala’nın "rahmetinin gazabını aştığı" müjdesi gibidir. Settar, Cenabı Hakk’ın, Rahman olan vechesidir. O, hepimizi sarıp sarmalayan, merhametle örtüp kuşatandır. Tesettür de kelime olarak buradan içer suyunu… Kadın; merhametiyle, sırdaşlığıyla, örtüsüyle yapıcı bir aktördür. Tutar, kuşatır, çekip çevirir, yatıştırır, kollar gözetir…


Giysisizlik; ölümü, soğuğu, mezarlıkları, krematoryumları, gaz odalarını, teneşir tahtalarını, esir kamplarını, otopsileri anımsatan zorlu bir deneyimdir. Bu yüzden ilk doğum anımızda bizi derhal bir beze sarar ebelerimiz, gusul tahtamızdaki ölü yıkayıcımız da ele güne karşı asla çıplak vermez bizi, kefenler sarmalar ruhsuz kalmış cesetlerimizi… Gönlümüz razı kalmaz açlığa açıklığa, urbasız olana acırız, aç açık gezenlerin çok olduğu mahallelere felaketler isabet edeceğini sanırız, yetimi yoksulu bu yüzden kollarız: Settar’ın ismine özeniriz! Settar ismini istikamet tutarız…


Örtü, yükseklerden bir emir ve yüksek bir eylemdir! Allah’tan kuluna mahsus bir hediye, Mü’mine mahsus bir ahlaktır!

Onu yasaklayabilirler, onu mahkum edebilirler ama örtüyü imha edemezler, yok edemezler. Allah’ın Nur’u asla sönmez ve isimleri asla tükenmez.

Ana Sayfa