BAŞI AÇIK RESİM ÇEKTİRMEK CAİZ OLABİLİR Mİ?

Bazı resmi işlerimizi yürütmek için yaptığımız müracaatlarda hanımlardan başı açık vesikalık resim istiyorlar. Vermezsek işimiz olmuyor. İstediğimiz kimlik, vesika veya pasaportu alamıyoruz. Başı açık resim çektirmek de caiz olmaz diyorlar. Bir çıkış yolu yok mu bunun?

Efendim, bütün medeni ülkelerde insanların istedikleri şekilde resim çektirme hakları vardır. Buna kimsenin mani olmaması gerekir. İlle de başı açık resim çektireceksin diye bir dayatma artık olmamalıdır. Buna hakları yoktur açık resimde ısrar edenlerin. Bununla beraber şayet açık resim verilmeyince işi sürüncemede bırakıyor, istenen evrakı vermiyorlarsa hakkın zayi olmaması için zorlanan açık resim çektirilerek verilip evrak, kimlik veya pasaport alınma yoluna gidilebilir. Çünkü “Zaruretler mahzurları mubah kılar” kaidesinden bu izni çıkarmak mümkün olur.

Zaten resim de insanın canlısını teşkil etmez. Resmin sahibinin açık duruyor hali olarak kabul edilmez. Resim insanın canlı aslı değildir.

Ancak mümkün olsa da başı açık resmi, erkek değil de bir kadın çekse, böylece mahzur hiç söz konusu olmasa. Şu kadarı da vardır ki, günümüzde teknik gelişmiştir. Bilgisayar çalışmasıyla kapalı resme açık görüntüsü vermek de mümkün olmakta, bu da bir çare olarak görünmektedir.

Bu konuda (Prof. Dr. Hamdi Döndüren) değerli eseri (Aile İlmihali’) nde şöyle demektedir:

– “Kadının, din ve vicdan özgürlüğüne saygı duyulan bir beldede örtülü resim vererek istediği belgenin düzenlenmesini isteme hakkı vardır. Ancak kadın açık resim vermedikçe belirtilen belgeyi alamayacağını anlarsa, açık fotoğraf verebilir. Bu durum İslamın terbiye ve edebine uygun olmasa da fotoğraf, gerçek bedeni temsil etmez. Ancak açık resmi bayan fotoğrafçıya çektirmesi de ayrıca gerekir.” (Şayet böyle bir bayan fotoğrafçı varsa tabii ki.)

Kaynak: Yeni Aile İlmihali, Ahmed Şahin, Cihan Yayınları


TESETTÜR VE ÜNIVERSITE ÖĞRENIMI

Bir bayan tesettürlü olarak üniversitelerde okuyabilir mi?

Mahremiyet konusunda kadın için haram olan şey; yabancı bir erkekle halvet halinde bulunması (kapalı bir yerde başbaşa kalmaları), en müsamahalı Hanefi görüşüne göre eli ve yüzü dışında kalan yerlerini açması (Cumhura göre eli ve yüzünü açması da haramdır), sesini cinsel duygular uyandıracak biçimde inceltmesi, yani kadınsı kadınsı konuşması (Azhâb 32) süsünü teşhir etmesi, erkeğin avret yerlerine bakması, yüzüne şehvetle bakması (Nûr 31), dokunması gibi şeylerdir. Bunların hiçbirisinin olmadığı bir yer, üniversite de olsa kadın orada bulunabilir, okuyabilir. Işin en statik yönü budur. Ancak eğitim için de olsa, karma (muhtelit) bir ortamda bunlardan en az birisinin bulunmaması, hemen hemen imkânsiz gibi olduğundan, âlimlerimiz karma eğitime pek cevaz vermemişlerdir. Ne var ki, Türkiye şartlarında mahzurları göz önünde bulundurarak tesettürlü olması halinde bile kızları Üniversitede okutmamak, onları bu mahzurlardan kurtarmak anlamına gelmez. Çünkü toplumumuzda onun bulunabileceği diğer yerler de Üniversitelerimizden pek farklı değil. Kur'ân kurslarında dahi erkek hocalar ders vermekte. Sokakların hali belli, televizyon sayesinde evlerin durumu açık. Demek ki, önce ortamın Islâmî olmadığı görülmeli, işin takvâdan ziyade fetvâya baktığı bilinmelidir. Buna göre mesele genel bir fetvâ meselesi değil, fertlerin durumuna göre değişen özel bir fetvâ meselesidir. Takvâ ortamı gelince mesele yeniden gözden geçirilir.

Kaynak: Sorularla İslamiyet

Ana Sayfa